Orduspor.Net olarak, Orduspor II. Başkanı sayın Uğurcan Ataoğlu ile yaptığımız çok hoş röportaj…
Öncelikle Uğurcan Ataoğlu kimdir? Boş zamanlarını nasıl değerlendirir?
– Şöyle takdim edilirsem eksik kalmaz. O bir Ordulu, reklamcı, grafik sanatçısı, öğretim görevlisi, çizer, yazar, yönetmen ve Orduspor yöneticisi. Dolu, boş ne kadar zamanı varsa hep bunlarla uğraşıyor.

Sizce başarı nedir? Nasıl gerçekleşir?
– Doğduğumuzda bize verilen ismin hakkını verebilmektir başarı. İsim ve soy ismimizin hayatımıza yön verdiğini hissediyorum. En azından benim hayat tecrübem bana böyle düşündürtüyor. Kendi ismimin anlamını ve görevini tamamlamak için çalışıyorum.
Çok ünlü bir reklam şirketinde kurucu ve kreatif direktörsünüz. Ordu için Oksijen Diyarı çalışmanız çok başarılıydı. İleride Orduspor ya da Ordu’yu dünyaya tanıtacak yeni projeleriniz olacak mı? 
– Bir ürünü reklamla en fazla bir kere satın aldırabiliyorsunuz. Kişi aldığı şeyi beğenirse almaya devam ediyor. Reklamcıların elinde sürekli sattıracak sihirli bir değnek yok. Tanıtımı yapılan ürünün değerli olması lazım. Biz de önce kendimize çeki düzen vermeliyiz. Mesela yüzecek temiz denizimiz olması lazım. Gezilecek müzelerimiz, hatıra fotoğrafı çektirecek mimarisi değerli binalarımız, parklarımız, yaylada konsept otellerimiz olması lazım.  Orduspor Türkiye’de sesini duyurup Avrupa gitmeyi başarırsa zaten kendi tanıtımını çok iyi yapacak. Bizim görevimiz önce bunu başaracak takımı kurmak. Reklam işi, daha sonra yapılacak kırtasiye çalışmaları bence. Küçümseme anlamında söylemiyorum. Çalışma sırası o şekilde olmalı. Ordu doğup büyüdüğüm şehir ama gerçekten çok özel bir şehir. Oksijen logosunun bu kadar kolay kabul görmesi şehirdeki ortak aklın ne kadar yüksek düzeyde olduğunu gösteriyor. Bu yüzden doğduğum şehirle gurur duyuyorum. Ordu’nun ihtiyaç duyduğu her projede gönüllü olarak çalışmaya varım. 
Çizdiğiniz bir çok logo, bir çok illüstrasyon var. Ayrıca televizyonlarda izlediğimiz birçok reklamda sizin büyük payınız var. Bu gibi çalışmalarınızda ilham kaynağınız nedir?
– Reklamcılık mesleğini çok severek yapıyorum. Başarılı olan her iş, kişisel ve şirketsel başarıyı bir kat daha yukarı taşıyor. Yaşanan maddi ve manevi tatmin duygusunu sürekli hissetmek istiyor insan. Öyle olunca bazı şeyleri değiştirebilme cüretini daha kolay gösteriyor. Mesela sosyal ve kültürel işleri bedelsiz olarak yapabiliyor olmak bana ilham veriyor. Becerime ihtiyacı olan sosyal projelere yardım edebilme mutluluğunu yaşamak benim en büyük motivasyonum. Tabiiki öncelik her zaman Ordu’nun projelerinde.
Tasarımcı adaylarına, özellikle de Ordulu tasarımcı arkadaşlarımıza önerileriniz nedir?
– Mutlaka bu işin yüksek eğitimini almaları lazım. Ankara, Eskişehir ve İstanbul’daki okullara yolculuk kaçınılmaz. Dünyada tasarım hakkında neler yapılıyorsa internetten takip edebiliyoruz. Doğru adresleri öğrenmeleri ve oraları sık sık ziyaret etmeleri çok önemli. Bunun için de mutlaka iyi derecede İngilizce öğrenmeleri gerekiyor. Tabiki bu çaba global kalitede iş yapabilmek için. Asıl önemli olan ruh. Ruhumuz her zaman yerel kalmalı. Benim ruhum Ordulu. 
Bir gün Ordu’ya göç etmeyi, Ordu’da kendinize bir iş kurmayı düşündünüz mü?
– Ordu’ya daha çok hizmet edebilmek için dışında kalmam gerektiğini düşünüyorum. Ordu’da insanlar birbirleriyle uğraşmaktan fikirlerle uğraşmaya zaman bulamıyor. Her şey lafta kalıyor. Bu benim tahammül edemediğim bir durum. Yerleşirsem ben de bu çarkın içine düşebilirim. Zaten çok sık gidip geliyorum. Havaalanı tamamlanınca her şey daha kolay olacak.
Orduspor ve Ordu sizin için ne ifade ediyor?
– Orduspor mesaim ne kadar sürer belli değil. 45 yıllık bir kurum ve yaş itibariyle benden daha genç. Ordu ise bizi, ailemizi ve sevdiklerimizi sonsuza kadar kucağında yatıracak yer, memleketimiz.
Orduspor yönetiminde görev alıyorsunuz, bu olay nasıl gerçekleşti. Teklif veya kendi düşünceniz mi?
– Orduspor yöneticilerinden Erkan Şahin’le konuşuyorduk. Nedim Bey başkanlığa aday olacak, yönetim kurulu için seni önerdim haberin olsun dedi. Önce çok şaşırdım. Tanıştık, konuştuk kabul ettim. Benim için büyük bir sürpriz oldu. Rüyamda görsem inanmazdım. Şimdi bile düşününce gülesim geliyor ama yönetime katıldığım için çok memnunum. 
Orduspor Store’da yer alan ürünlerin çeşitsizliği konusunda taraftarın ortak şikayetleri var. Ürün çeşitliliği için çalışmalar olacak mı?
– Ben de bu işi beceremediğim için kendimden şikayetçiyim. Halbuki en hevesli olduğum konulardan biri. Bu sene azar azar da olsa çeşitleri artıracağız. Büyük takımların yaptığı zenginlikte olmamız için şu an erken. Çünkü onlar çok sayıda ürettikleri için maaliyetleri düşüyor, bu yüzden satışları fazla oluyor. Bu arz-talep dengesini bir şekilde çözüp üretimlere başlamamız lazım. Buna bağlı olarak da İstanbul’da bir Orduspor Store mutlaka açılacak.
Yeni sezonda giyeceğimiz formaların tasarımı için çalışmalarınız olduğunu biliyoruz. Fındık deseni bu sezon da yer alacak mı? Altın rengi forma yerine başka bir renk forma düşünülüyor mu? 
– Fındık deseni geçen sezonun fikriydi. Her sene yeni bir tasarım konsepti geliştirmemiz lazım. Sarı formaları yaptığımızda çok yadırgandı ama onu Orduspor’un yeni zihniyetini temsil etsin diye yapmıştık. Sonunda şampiyon olduk zaten. Benim de gönlümde dünyanın en büyük takımlarının giydiği formalar kalitesine ulaşmak yatıyor ama bunun için kulüp ve takım olarak biraz daha güçlenmemiz lazım. Bu senenin formaları nasıl olacak diye çok mesaj alıyorum. Farklı renkte bir formamız olmayacak. Klasik çubuklu, beyaz ve mor formamız olacak. Ufak farklı detaylar taşıyacak. Şu anda bunun üzerinde çalışılıyor ve bitince en dikkat çekici şekilde tanıtımını yapmamız lazım. Orduspor her yıl kazandığı tecrübe ve bilgiyi sonuçlara yansıtmalı. Hep daha ileriye gitmek için bu şart.
OrduCell ve Orduspor Tv-Radyo gibi projeler düşünüldüğünü öğrendik. Bu projelerin hayata geçmesi adına çalışmalara başlanıldı mı?
– Şu anda olabilecek bütün projeleri konuşup geliştirme sürecindeyiz. Daha sonra her projeye bir lider seçilecek ve onlar da kendi çalışma guruplarını oluşturup harekete geçecek. Gönlümüz hemen hepsini yapmak istese de Türkiye gerçekleri ve zaman denen bir şey var. Hem unutmayalım. Yönetim kurulundaki herkes mesleğinin ve işinin yanısıra Orduspor’da yöneticilik yapıyor. Bu çalışma şekli de tamamen gönüllülük üzerine kurulu. Profesyonelce yönetilen bir şirket olana kadar bu şekilde çalışmaya devam edeceğiz.
Şimdi de enler sorularına geçelim. En sevdiğiniz Ordu yemeği?
– Ben otçuyum. Fasülye diblesi, pancar çorbası, pancar sarması, sakarca, melocan, tirmit favorilerim. Elimizle çıkardığımız midyeleri tenekede pişirip yemeyi çok özlüyorum.
Bildiğimiz kadarıyla yanlız kalmayı çok seviyorsunuz. Ordu’da en sevdiğiniz mekan?
– Rıhtımın başına kadar yürümezsem Ordu’ya geldiğimi anlamıyorum. Çocukluğumun geçtiği Zaferimilli Mahallesi’ne her geldiğimde mutlaka çıkarım. 
En sevdiğiniz renk? 
– Tabiki mor.
Orduspor’un unutamadığınız maçı?
– Banik Ostrava maçında şimdi olmayan eski kapalı tribünün üzerine çıkmıştım. Elimde babamın 8 mm kamerası vardı. O kameralar sadece 3 dakikalık kasetler halinde film çekiyordu. Ben de Orduspor’un ataklarından tehlikeli olabileceğini düşündüğüm pozisyonlarda kamerayı çalıştırıyordum. Sonuçta Orduspor’un bir golünü çekmeyi başardım. O yıllarda bizim kamerayla çekilen bütün filmler ve bugüne kadar çekilen video filmlerden oluşan bir Ordu tarihi belgeseli üzerinde çalışıyorum. 
Son olarak, büyük Orduspor taraftarına iletmek istediğiniz mesajınız var mı?
– Taraftarlar doğal olarak tepkisel ve duygusal davranır. Yöneticiler olarak bizim ise daha kontrollü ve sabırlı olmamız gerekiyor. Her iki taraf bu yapının farkında olursa birbirini dengeleyen muhteşem bir camia olabiliriz.
FURKAN CANDAN / ORDUSPOR.NET

1 Yorum

Cevap Ver